Bu incecik bir veda havasıdır...

Vakit tamam, seni terkediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye...

2003'te kayıt olduğum üniversiteden geçen hafta mezun oldum.
2 kampüs, 2 fakülte, 3 rektör, bir o kadar dekan, bölüm başkanı, yüzlerce sınav, binlerce tabldot vs.

Yorumsuz bir hayatı seçiyorum...
Doymadım inan, kanmadım akbile...

Okul serbest bir biçimde uzama eğilimine girdiğinde ameleliğe direnmeden, beyaz yakalı bir ses emekçisi (çağrı merkezi müşteri temsilcisi) olmuştum. Yakamda şirket kimliği, cüzdanımda öğrenci pasosu. Yıllık izinlerin geçtiği kantin dipleri, kampüs köşeleri, sınav dehlizleri...

Ellerim kurtulacak ellerinden...

Ses emekçiliğini okul bitene kadar yapma niyetindeydim ki bir baktım iki sene geçmiş. Dedim oğlum kaç buradan, bu okulun biteceği yok. Tabi tazminatsız kaçmak olmaz. Müdür tazminatı vermeme, ben bırakmama inadı sergileyince dört aylık bir kara delik oluştu iş yerinde. Hemoroidler, üst solunum yolları enfeksiyonları, akut gastroenteritler havada uçuştu. Raporların biri bitmeden biri başlıyordu. Baktılar benim mikroplarım ve mikropluklarımla başedemeyecekler. Pes ettiler. Ben kazandım.

Aşksa bitti, gülse hiç dermedik...

İşsizlik maaşı, işkur kursu, part taym iş, fûl taym iş, anketörlük, kobaylık, friğlenslik derken sınav zamanları gene boğuntuya geldi. Bitmedi okul. Ama olsun akbilim cebimde. 

Bul kendini kuytularda hadi dal...

Bu sefer can sıkıntısından okulu bitirmeye niyetlendim. Yani niyetlendim dediysem de öyle derse falan girdiğimi sanmayın. Sınavlara ders başına bir saat daha fazla çalışmışımdır en fazla. 10,5 yıllık öğrencilik hayatımda kendimi en fazla öğrenci hissettiğim dönemdi fakat bir yandan öğrenciler abi demeye, koridorda hoca sanmaya başlamıştı. Yani anlayacağınız, öğrenciliğin tadını adam gibi çıkaramadım hiç. Olsun ama, akbilim cebimde (hem artık butonlusundan da değil, akıllı kart).

Seninle bir bütün olabilirdik...

O sene de bitmedi okul, sonraki sene de...
Amelelik en uzunu üç ay süren yeni işlerle devam etti ama.
Akbil cebimde...

Hoşça kal canımın içi hoşça kal...

Derken bir gün bir arkadaşım akbilimi istedi, verdim. Ertesi gün evde unuttu. 
İki gün sonra getirdi ama vermeyi unuttu.
Beş gün sonra vermeyi hatırladı ama getirmeyi unuttu.
Sekiz gün sonra hem getirmeyi hem de vermeyi hatırladı ama kartı bulamadı.
22 yıllık öğrencilik hayatımda ilk defa akbilim kayboldu.

Hoşça kal gözümün nuru hoşça kal...

Yeni akbil vermediler...
Son sınavıma giderken bastığım akbilin melodisi indirimli değildi.
Mezun oldum.
Tam akbilin o uğursuz sesi çınladı kulaklarımda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder