kimim lan ben?

Kitleniyorum bazan.
Anlamsız bakıyorum döşemelere.
Sonra soruyorum kendime ya ben ne yapıyorum böyle.
Aklıma öylesine geldiği için değil dinlediğim şarkıda Nejat Yavaşoğulları sorduğu için soruyorum ben de.
9 yıldır üniversite okuyorum, amelelik yapıyorum kendimi bildim bileli, ameleliğimin 9 senesi devlet bilgisi dahilinde.
Siyasalım esasında amelelikten beri, ve siyasal bölümümü yeterince anglosakson dilinden anlamadığım için henüz nihayete erdiremedim.
Bir de amatörüm para kazanmadığım her işte.
Az gitar, az şan, az bağlama, az karakalem, az düz yazı, az şiir elimden gelir. 
Beklentim görselliğin dijital boyutunda profesyonelleşip ekmek yemektir. 
Ve iyi kötü iki aydır da yemekteyim.
Bu yemek yeme eylemi için haftada altı gün, günde oniki saat mesaideyim.


Allah dersen orta birden terk, insanın içinde olmayınca zorla olmuyor bu işler.
Çok konuşuyor muyum bilmiyorum fakat konuşmayı çok sevmiyorum. Dinlemek daha faydalı geliyor.
Agresif değilsem de damarıma basıldığında içimden bir canavar çıkabiliyor. 
Neyse ki damarlarım ayak altında değil, basmak için gerçekten şerefsiz ya da salak olmak gerekiyor.


Bazen dışardan bakarım kendime sizin gözünüzle, biraz anlaşılmaz geliyorum kendime.
Olduğum gibi görünmek zor geliyor çoğunlukla. Dolayısıyla göründüğüm gibi oluyorum biraz olumsuz anlamda. 
Göründüğüm gibi olmam çok da faydalı ve iyi değil insanlığa.
O yüzden bu çelişkiyi es geçip görünmez olmayı tercih ediyorum sıklıkla.
Bir de baktığınız açıya göre farklı görünüyorum haliyle. Görünenlerin kesişen noktası tahminimce, sizi önemsemediğim yönünde. Doğrudur.
Bir de şunu söylemeden geçmeyeyim, bunları size yazana kadar bu kadar farkında değildim egoistliğimin.




Tehlikesiz seviyede takıntılarım var.
Olağandışı bir durum yoksa trenin ilk vagonundan başkasına binmem.
İşin küçük detayına saplanıp siktiredebilirim bazen kalanını.
Bitmiş bir işte hep eksiğimi ararım, çoğunlukla bulurum.
Beceremediğim bir işi elimden bırakabilmem için başkasının yardımına ihtiyaç duyabilirim.


Bir kaç atasözüyle bitirmek gerekirse.
Kavga gördüm mü kaçmam, yemek gördüm mü girişirim.
Tencere dibim kara, ama diplerimizin karalığını yarıştırmak niyetinde değilim.
Tencereden gidersek, yuvarlanmaktayım lakin uygun kapak bulmuş değilim.
Üzümlere baka baka kararmamak için bakmamaya gayret ediyorum.
Ama ayrımcılık olmasın diye körlerle yatıp kalkıyorum, şaşılığa erişmesek de önemsenmeyecek derecede astigmatım.
Sana arkadaşımı söylerim ama sen bana kim olduğumu söyleyemezsin her türlü iddiaya girerim.
En kısa yol her zaman bildiğim yol değildir, ampirik tavırlar sergileyebilirim.
Bükemediğim bileği öpmem, zira yarın bir gün bükebilirim.
Yenilen pehlivan olarak güreşe doymuş olsam da obsesiflikten kaynaklı diretebilirim.


Ben on saatlik mesainin benim için küçük ama patron için büyük bir kısmını buraya sevkettim.
Sizin anladığınız kadarıyla kendimi anlatmaktı derdim. Bu sebeple anlayamadığınız yerlerden ben sorumlu değilim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder